Cennet Sineması-Nuovo Cinema Paradiso(1988)

SİNEMA=HAYAT

Klasik İtalyan filmi… Malena, Life Is Beatiful ve bu film… Hepsi de sıcak değil mi? Akdeniz ikliminden olsa gerek…Bu filmde de çok sayıda komik sahne izledim.

İtalyan sokaklarında 1950 li yıllarda her insanın kalbi sinemayla atarmış. Onlar sinemada çocuk emzirirler, uyurlar, eğlenirler, aşık olurlar… Dedim ya onlar hayatı, sinema salonunda yaşarlarmış. Mutluluk kaynağı sinemaymış. Şimdilerde sinema salonlarında gördüğümüz o SESSİZLİK yokmuş o zamanlarda. Herkes sohbet edermiş. Bazı sahnelerde  yorum yaparlarmış. Kimsede şimdilerde olduğu gibi “şişştt kapa çeneni! Sesini çıkarma” demezmiş kimse. Ne kadar değişmiş değil mi? Ama zaman geçtikçe TV ve Radyo alışkanlıkları daha doğrusu HAYATI değiştirmiş. Dikkatinizi çekmek istiyorum. DEĞİŞTİRMİŞ. İnsanlar TV ve Radyo’ nun mutluluk getireceğini düşünmüşler, sinemayı bu iki mecraya tercih etmişler ama eski SICAKLIĞI bulamamışlar.  Filmin ismi de buradan geliyor. Cennet Sineması… Toto o şehirden ayrılmanın iyi fikir olduğun düşünmüş ama Cehennem de yaşadığını, Alfredo nun yanıldığını CENNET ten ayrılınca anlamış.

Aşklar sadece filmlerde olur. Önceki film yorumumda (BIG FISH) da bahsettiğim hayaller mi gerçekler mi teması bu filmde de var. Hayal kurmak bazen en iyisi yoldur. Düşlerde yaşamak gibi…

Filmin en can alıcı noktasını yazayım. Bir çocuk 100 gün, aşık olduğu kızın camının önünde dikilmeye karar vermiş de neden 99. gün durmamış? Cevap veriyorum: Çünkü yüzüncü gün kızın onu reddedeceğinden korkacak ve yıllarca o acıyla yaşayacaktı. En iyi fikrin oradan gitmek olduğuna karar verdi. Bu sayede de aşık olduğu kızın zihninde iyi hatırlanacaktı. Hayaller bazen en iyidir değil mi?

Dikkatinizi çekti mi? Türkler bu filmi çok sevdi. Neden? Çünkü İtalyan kültürüyle çok benzer noktalarımız var. Hemen hemen çoğu şeyimiz aynı.Eşşeğimiz bile aynı :):) Farklı olan tek bir şey var. DİL.  Malena, Life Is Beatiful filmlerinde de kültürel benzerlikleri görmedik mi?

O dönem hakkında çok bilgi edindim. Mesela sinemada çıkan yangınların neden çıktığını…  Filmin nasıl izlendiğini, nasıl makarada olduğunu… En önemlisi de SANSÜR‘ hakkında bilgi edindim. Geçmişte diyalogsuz filmler olduğunu… Sansür ne kadar da azalıyor. Önce ses yok, sonra ses var, önce öpüşme yok, sonra öpüşme var…

Ennio Morricone… Malena ile tanıdım seni. Bu filmde de döktürmüşsün yine. Beni benden aldın.

Benzer filmi Türkiye’ de de gördük. Vizontelesi ile Yılmaz Erdoğan arakladı ya hani 😉

Tavsiye edilir. 🙂
Fragman

Reklamlar

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , ,

About senar1st

Merhaba değerli okuyucular… Bloğumda hemen hemen her konuda yazı yazarım. Yolda yürürken gördüğüm bir şeyden rahatsızlık duyarsam o konuda tutar yazı yazarım.Ama genel olarak filmler üzerine kişisel yorumlarımı görürsünüz. Yorumlarım film izleyen kitleye göre yazılır. Filmleri izlemeyen okumasın. Yazmak benim için bir zevk. Bu zevkimi de kalemimi kullanarak gideriyorum. Umarım yazılarımı beğenirsiniz. Eleştirmek isteyen varsa da buyrun eleştirsin. Eleştiriye açığım :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: