Fight Club-Dövüş Kulübü

GEÇMİŞTEN

Konuya geçmişten anılarımla başlayacağım. Fıght Club filmini ilk izleyişim yaklaşık 5-6 yıl önceydi. İlk izleyişimde net anlayamamıştım. Bir kaç yıl sonra “subliminal mesaj, illuminati” gibi kavramları araştırmaya başladım. Bir sitede gördüklerim hakkında söylenenerler beni şok etti.. Fight Club filminde 25. karenin kralı varmış. Sapıkça şeyler gösterilmesi, arada beliren Brad pitt yanılsamaları falan beni bu filme karşı düşman edindirdi. Hatta çoğu yerde filmi deli gibi eleştirmiştim. Filmi sevenleri de anlamıyordum. Filmi beğenmiştim lakin böyle 25. kare gibi bir şeyi yaptığı için nefretim olmuştu. Geldik şu zamana… Son aylarda filmi düşünür oldum. Acaba dedim “gerçekten illuminati var mı?” Kafamda hep filmdeki replikler geldi. Böyle bir film nasıl böyle bir şey yapar dedim.  Bu soruların cevabını filmi yeniden izleyerek çözdüm. Filme karşı olan nefretim bir anda büyük bir sevgiye dönüştü. Çünkü yönetmen Fincher’ ın amacını anlamış oldum. Zamanında filme ettiğim o kötü yorumlara ise şimdi gülüyorum ve ne kadar safmışım diyorum! Uzatmadan filme girmek istiyorum.

İnternette az çok yorumlara baktım da kimi yorumlarda cahilliği gördüm. “bu film nasıl 9.0 almış?” “Herkes tavsiye etmişti, hiç anlamadım” gibi yorumlar gördüm. Siz gidin twilight izleyin. Kafanız basmıyor işte. Film zaten sizi eleştiriyor. Ot gibi tv nin karşısına geçip zihninizde PARAZİTLERİ barındırıyorsunuz sonra anlamadım ben bunu diyorsunuz. Bu film kötü film diyen bile var. “Ayy braddd çok yakışıklısın” diyen de cabası. Lan olum/kızım başka şeye odaklanın!

EGO,KİBİR,BENCİLLİK,TASAVVUF

Fincher’ ın şu filmde verdiği en büyük mesajlardan birisi kibirdir. Kibir İslam dininde de üzerinde şiddetle durulan konudur. Kibirli insanlardan bazısı kendini tanrı (haşa) sanar. Bazıları da tanrıdan üstün sayar kendini. Bu islami yoldan sapmaktır. Kibrin en kötüsü de kendini ALLAH’ tan üstün görmektir. Zamanında nemrut ve firavun ilahlık iddiasında bulundular. Namaz kılmayı gericilik sananlar da kibirli insanlardır. Çünkü ibadet etmek itaattir. Bu insanlar da itaatsizdir.
Şeytan da itaat etmemişti. Kendini Hz. Adem’ den üstün görüyordu. “O topraktan ben ateşten yaratıldım itaat etmem” diyordu. Şimdi ibadet etmeyen, kendini tanrı gibi gören şeytandan ne farkı kaldı ki! Eşdeğer…
Allahü teâlâ buyuruyor ki: “Büyüklenerek bana ibadet etmeyenler alçalmış olarak Cehenneme girecektir.” [Mümin 60]
İkinci büyük kibir  peygamberlere karşı olan kibirdir. Kendilerini aynı et parçasından gördükleri için peygamberlere itaat etmezler.
Üçüncü büyük kibir ise insana karşı olan kibirdir. Bu tip insanlar kendilerini diğer insanlardan üstün görürler. Sebebi ise servet, yakınlar, güç, mal, mülk, güzellik, yakışıklılık…
İşte filmde kibirden söz edilmiştir.


25.KARE-İLLUMİNATİ-SUBLİMİNAL MESAJ

Fincher bu filmde meslektaşlarını  eleştirmiştir. Eleştiri konusu ise başta bahsettiğim 25. kare, subliminal mesaj gibi kavramlardır. Çoğu sitede bu filmde 25. kare var izlemeyin gibi şeyler vardır. Gösteriyor zaten sana… Böyle yapılıyor diyor. Sence o yazılanlar mantıklı mı? “Yok işte şu sahnede şöyle şöyle şeyler var falan filan”…İyi de kardeşim o sahnedeki o bahsettiğin objeyi herkes gördü. Ki zaten Fincher bunu sana göstermek istedi. Bariz belli yani. Kapiş? Görsellerle devam edelim:

Bu işi yapanlardan birisi…Tyler Durden. Anlatıcı halihazırda bu işi yapan insanların  nasıl yaptıklarını söylüyor. Diyor ki burada. “siz uyuyorsunuz. Aslında o sizi uyutmuş, hipnoz etmiş…” Siz sadece uyuyun.

En büyük yaptıkları işi anlatıyor. Aile filmlerine gizli mesaj sokmak. Hatta  çok sapıkça şeyler bile var.Şimdi ben onu buraya koymam. Yakışık kalmaz. Google dan araştırın. “subliminal mesaj” diye…Oradan bulun. Özellikle çizgi filmlerde yaparlar bunu çünkü çocuklar asıl hedeftir. Bir yandan da zihinleri hamdır. Sorgulamadan direkt kabul ederler. Yetişkinlere de yaparlar ama çocuklarda daha etkilidir.


Aynen öyle. Sen farkedemezsin. Gözün görür ve bilinçaltına kaydeder. Şöyle örnek vereyim. Şu an bu yazıyı okunuyorsunuz. Baktığınız yerin alanı ne kadar geniş farkettiniz mi? Sadece monitöre bakmıyor aynı zaman da duvara, hoparlöre de bakıyorsunuz.  Baktığınız yer, gözün gördüğü alan kavramlarından söz ediyorum. Hem monitörü hem de kapıyı görmek gibi… Ama asıl odak nokta ekrandaki bu yazı(ya da her nereye bakıyorsanız) İşte Tyler ın parmağıyla işaret ettiği şeyle demek istediği buydu. Filmler normalde 24 kareden oluşur. 25. kare ise Tyler gibilerinin eklediği kötü mesajlı öğelerdir.
Fincher bu küçük kızı özellikle göstermiş. Kız ağlıyor. Korkmuş belli ki o mesajlardan… Çizgi filmlerde bunu sıkça yapıyorlar.

En önemli şeyi de en son söylüyor. O kadar profesyoneller ki kimse onları yakalayamaz. Cem Yılmaz’ ın dediği gibi “işin o*ospusu olmuşlar

Fincher ara sahneler de bu 25. kareyi örneklerle göstermiş. Hani başlarda dediğim filmi eleştirenler buları dayanak gösteriyor. Arada beliriyor bu öğeler. Tabi görebilene… Cinsel şeyler var lakin onları yayınlayamam. Caps lediklerim:



ALLAH’A TESLİMİYET

Filmde bana göre verilen en önemli mesaj ise TESLİMİYET mesajıdır. ALLAH’ a teslim ol, rahatla diyor Tyler. Burada demek istediği insanı acıları sayesinde bir şeyi kazanır. Tyler Edwardı’ ın elini bu yüzden yakıyor. Bir şeye ulaşmak istiyorsan önce bir şeyleri feda etmelisin. Zamanın alimleri, büyük müminleri teslim olma yolunda çoğu şeylerini feda etmişlerdir. Bu bir sınavdır. Teslim olmak kolay bir şey değildir. Önce acı çekersin sonra mükafatını alırsın. O alimlerden bazıları nefisleriyle sınav vermişlerdir. Sonunda da teslim olmuşlardır. Ödüllerini almışlardır. Bir söz vardı: “zafere giden yolda çekilen çile kutsaldır” diye. Aynı hesap.

“Güç hayvanı tekniği: Buzlarla kaplı mağara onun hem kendini, hem de çevresindeki dünyayı algılama biçimini simgeler. Mutlu olmak istiyorsa güç hayvanı pengueni örnek alıp çevresindeki yaşama uyum sağlayabilecek biçimde evrimleşmiş, kendisiyle kavgasız, evrenle barışık bir varlık haline gelmesi, benzer dertlerden muzdarip bir kıza benzeyen Marla’yla işbirliği yaparak diğer insanları sevmeyi öğrenmesi gerekmektedir.”

Tyler ise bununla dalga geçiyor. Aslında Fincher burada bu tip meditasyon yapan organları eleştirir. Onların bir b*ka yaramadığını söyler. Kişisel gelişim kurslarındaki insanları ölü insanmış gibi bakıyor. Odaklanması gereken şeyin bu olmadığını söylüyor.

İşte ağzındaki baklayı çıkardı. Asıl konu bu. Teslim olmak. Kendini ALLAH’ a ver diyor. Size sormak isterim: “İslam ne demek?” Hiç düşündünüz mü? Ben söyleyeyim: “İSLAM” Arapça bir kelimedir. Boyun eğmek, teslim olmak ve itaat etmek anlamına gelir. Allah’a tam teslimiyet ve itaate dayandigi için de kendisine “İSLAM” denmiştir. Tyler önceki sahnede günahkarlığın canı cehenneme, kurtarılmanın canı cehenneme diyor. Doğru söylüyor. Teslim olma fikrini anlamadan nasıl kurtarılacağını düşünebilirsin ki… Önce teslim ol ki sonra onları düşün.

Teslim olmak her yerde geçer. Görsel yeterli olmadıysa eğer size şu video yu göstereym. Bakın bakalım ne diyor.
Gördünüz mü efenim? Teslim olmak dedi 😉

MARKALAR-KAPİTALİZM

Fincher bu filmde markaları da eleştirmiştir. Mesela ilk sahnede starbucks ı göstermiştir. Ara ara bazı repliklede ise microsoft galaksisi, ikea yataklarınınköleleri, IBM yıldız gemisi.. .
Sİnema sahnesinde kadının elindeki pepsiyi göstermiştir. Gerçi burada 25. kare tekniğini de göndermede bulunuyor. Zamanında sinemalarda film gösterimdeyken aralara reklam koyalardı. Mesela Coca Cola bunu yapardı. durumun farkında olmayan izleyici de molalarda dıştan gelen uyarıcı yüzünden kola ve cips alırdı.
Sonra IKEA ‘ yı eleştirmiştir. IKEA ne satıyor? Sadece mobilya mı? Yanılıyorsunuz. Mobilya satar mobilyanın yanında komidin, müzik seti, halı…vs.  Amaçları sizin satın almanızı istemek. Lakin bunun sınırı yoktur. Bu yıl satın alırsınız, yenisi çıkar yenisini satın alırsınız. Dipsiz bi kuyu gibi.. Bakın edward ne diyor?

Sen öyle san. Ardı ardına kesilmez o sorunlar. Müzikseti alırsın, gardrop alırsın sürekli devam eder.Reklamlarda size neyi almanızı söylerler.Mağazalara girince dikkat edin. Size söyleyecekler. “beyefendi gücünüz yetiyorsa!(bu cümle zaten pazarlamacıların kurnazca söyledikleri cümledir)eğer bu ürünün diğer takımlarını da göstereyim. Bunları da alırsanız eviniz mükemmel olacaktır. Siz de kandırılırsınız ve alırsınız. Ben şahsen aldım. Almak istediğim şey sadece klavye idi. Baktım ki bunu mouse u da var. İhtiyacım olmamasına rağmen o fareyi almıştım. Amacım neydi? TAM OLMAK… Yazık bize. İşte tüm emeklerin sonucu bu… Bir kaza olur ve hepsi gider. Akıllı iseniz artık uğraşmazsınız. Ama değilseniz şunları yaparsınız. Kendinize yeni bir daire bakıyor ve sigorta şirketi ile pazarlık etmiş olursunuz.  En sonunda ne olur biliyor musunuz? Yine tek kare ile açıklayayım:

Öyleyse ne yapmak gerekir.?Boşverin kanepeyi, müzik setini mal mülkü… Bunlar geçici şeyler. Rahatlayın . Tylar’ ın dediği gibi:

En beğendiğim repliklerden bir tanesi:”Duvet’in ne olduğunu biliyor musun?
– Yorgan.
– Bir battaniye.
Sadece bir battaniye. Neden senin ve benim gibi
herifler, yorganın ne olduğunu bilirler?
Bu yaşamamızda hayati bir şey midir,” Annemin mesela temizlik takıntısı vardır. Az önce ben bu yazıyı yazarken bile odamı temizledi. Dedim ki ona yaa boşver salla gitsin. “pis pis mi duralım, öleli”m dedi. Ben de dedim ki en pis ortamda kalan neden ölmüyor? Bir nevi takıntı işte. kafasında sorun olmuş. İlla orayı temizleyecek. Odada halı kalkık olsun illa onu düzleyecek. Bunun gibi örnekler mevcuttur sizde de…

İhtiyacımız olan bir arabadır ve ne gereklidir. Bizi istediğimiz yere götürmesi değil mi? Ama biz gider en pahalısını seçeriz. 80 bin veririz, 100 bin veririz, 50 bin veririz alırız. Çünkü reklamlarda biz onu öğütlemişlerdir. “şıklığın simgesi…” Bir de arabaya binen hatun gösterirler tam oldu. Biz de HAVA ATMAK , kibir için gösteriş için o arabaya sahip olmak isteriz. İşte tüm mesele bu. Ama ne olur sahip oldukların zamanla sana sahip olur. Araba kaza yapsa gider uğraşırsın. Al işte araba sana sahip oldu.

GIDALAR

Fincher eleşştirdiği şeylerden birisi de Gıda teröristlerdir. Son yıllarda GDO lu ürünler meşhur oldu. Bu ürünlerin genetiğinin değiştirdiler. Yediğimiz şeye bile karışır oldular.  Bunu neden yapıyorlar? Kendilerine kul köle yapmak için. Kendi ürettikleri ürünleri satın almanız için. Beyninizin içine parazit sokuyorlar yani. Bir örnek vereyim. Herkes x markalı gıdayı yer. farkında olmadan hasta olurlar. Çünkü daha önceden  gıdaya eklemeler yapmışlardır. Siz yedikten sonra ise yeni bir hastalık ortaya çıkarıverirler. Hastalığın tedavisi ise yine kedi ürettikleri ilaçtadır.Yani bu sahnelerdeki gibi masum kalsalar keşke… Sadece içine işeseler.. Edward fazla konuşmadan “sanırım anladınız” diyor. Anladık koçum 😀

RAHATLIK

Dövüş kulübüne gittikten sonra ise kahramanımız artık rahatlama evresine geçmiştir. Dökülen dişler, yüzündeki çürükler, çalışmayan buzdolabı, çalışmayan ışıklar, hatta evde televizyonun olmaması (hani çok ihtiyaçmış gibi görüyoruz ya) bile Edwardın umurunda olmaz. Çünkü o artık her şeyi kontrol etmekten vazgeçiyor. Çünkü o mükemmellik takıntısından sıyrılmaya çalışıyor. Çünkü o DİBE İNMEYE ÇALIŞIYOR. Başta dediğim gibi.” her şeyini kaybedersen mutlu olursun, özgür olursun” Birimizin bir dişi kopsa ne kadar ağlarız sızlarız değil mi? Ya da gözümüzün bir tanesi kör olduğunda isyan çıkarırız. Halbuki iki gözünü de kaybedip mutlu olan insanlar da var. E o zaman?
En son araba sahnesinde ise şunu demek istiyor. Kendinizi kaderin akışına bırakın, ama her şeyi de ALLAH’ a bırakmayın. Önleminizi alın. Orada Edward dikkat ederseniz direksiyonu bırakıyor ama emniyet kemeriyle önlemini alıyor. Fincher da bunu özellikle gösteriyor. Her şeyi bırak RAHAT ol, BIRAK ARTIK ! diye üstüne basa basa söylüyor.

BİZ KİMİZ?

Biz olmadığımız tipleriz. Ya da olmaktan çekindiğimiz KORKTUĞUMUZ tipleriz. The narratorun tyler gibi olmak istemesi gibi… Ama yine de olamıyor. Çünkü korkuyor. İnsanlar her gün hayal eder. Her gün kendine model bir kişilik alır. Ama o kişiliğe asla sahip olamazlar. Çünkü CESUR değillerdir. Size bir örnek: küçük afacanlara sorun:”büyüyünce ne olmak istersin?” size başbakan olmak istiyorum der. Çünkü o çocuğun korkusu yoktur. Bizler doğar doğmaz cesur doğmuşuz. Her şeyi yapmak isteriz. Ama zamanla büyüdükçe çevremizden etkilenerek içimize büyük bir KORKU salarlar ve biz de güvenimizi cesaretimizi kaybederiz. Geçmiş olsun.

Beğendiğim sahnelerden bir tanesi ise Raymond’ a ne olmak istiyordun sorduğu sahnedir.

Yukarıda da yazmıştım ya. Olmak istediğimiz bir kişilik, hayal kurduğumuz bir meslek var ve biz onu elde edemiyoruz. Sonunda da MUTSUZ OLUYORUZ. Gerçekten ne istiyoruz biz?

OSCAR ÖDÜLÜ

Şöyle mükemmel bir film oscar ödüllerini toplayamadı. Dikkat ettiniz mi yukarıda ne kadar çok gözlemlediğim olaylar var. Daha yazmadıklarım da var. Fincher o kadar çok yönden eleştirmiş ki bizi. Hepsinde de haklı… Bu film sadece “en iyi ses” dalında oscar ödülü almıştır. Şaka gibi değil mi? Bakın oscar ödüllü filmler vitrinli filmlerdir. Diyelim siz bu filmi izlemediniz. Bilmiyorsunuz. Markete gittiniz. Baktınız ki iki film var biri bu diğeri de oscar alan film. Filmin üst kısmında yazıyor “üç oscar ödüllü” diye.. Siz de “vayy bu neymiş izleyeyim bari diyorsunuz ve diğer filmi satın alıyorsunuz.” Bu filme neden oscar ödülü vermediğini şimdi anladınız mı? Adamlar bunu istemiyor. Kendilerini eleştiren şeyden belli ki rahatsızlık duymuşlar. Sus payı olarakta dikkat çekmemek için “en iyi ses ” dalında oscar ödülü vermişler 😀 Toplumu uyandırmak istemiyorlar. Asıl amaçları daima hipnoz.

AYDINLANMA

Kendi adıma söylüyorum. Filmin bu kadar etki edeceğini düşünmemiştim. Beni geliştirdi ve aydınlattı. Daha önceki film yorumlarıma bakabilirsiniz. Hangi film için bu kadar uzun yorum yazmışım. Hangi film  için bu kadar resim toplamışım kanıt göstermişim. Benim gördüklerimi siz de görün istedim. Kendi kendime filmi izlerken şöyle bir cümle söylemiştim. “Sağol be fincher. Aydınlattın beni. Sonra ne göreyim. Edward ta ayn şeyi söyledi. Çok şaşırmıştım.  Buyrun.

Umarım siz de aydınlanırsınız. Şiddetle tavsiye ediniz 🙂 Uzun olduğu için de kusura bakmayın 🙂

senar1st

FRagman

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

About senar1st

Merhaba değerli okuyucular… Bloğumda hemen hemen her konuda yazı yazarım. Yolda yürürken gördüğüm bir şeyden rahatsızlık duyarsam o konuda tutar yazı yazarım.Ama genel olarak filmler üzerine kişisel yorumlarımı görürsünüz. Yorumlarım film izleyen kitleye göre yazılır. Filmleri izlemeyen okumasın. Yazmak benim için bir zevk. Bu zevkimi de kalemimi kullanarak gideriyorum. Umarım yazılarımı beğenirsiniz. Eleştirmek isteyen varsa da buyrun eleştirsin. Eleştiriye açığım :)

29 responses to “Fight Club-Dövüş Kulübü”

  1. Oğuzhan Sükut says :

    Yazı çalışmanı kısaca göz gezdirdim, ve taktire değer buldum. Eğer daha büyük bir platformda yazmak istersen benimle iletişime geçmeni isterim.

    • senar1st says :

      Teşekkürler… Ekisk olmayın 😉 Mutlu oldum bu yorumunuza… E-mail adresinizi alıyorum reklamcıların eline geçmesin diye. O yüzden mesajınızı değiştirdiğim için kusura bakmayın 🙂

  2. ozge says :

    seni gerçekten tebrik etmek istiyorum çok iyi yamzışsın bende aynı senin düşüncelerine sahiptim ilk izlediğimde çok iyi anlıyamamıştım sonra kardeşimle tekrar izledğimde filmi daha iyi anladım ve aklımda direk şu soru oluştu filmin içinde illuminati mi var ? ve birden filimden soğudum araştırırken senin sitene girdim ve yazını uzun olmasına rahmen okudum ve çok mantıklı geldi anlıyamadığım yerleri de gayet iyi anlamış oldum yazını herkes okusun diyede sinemalar.com a koydum gerçekten tebrikler çok iyi yakalamışsın herşeyi

    • senar1st says :

      Teşekkür ederim güzel iltifatlarınız için… Detaylı izleyince herkes bir şeyleri kapabilir… Tabi bu kişinin bilgi dağarcığıyla da alakalı bir konu 🙂

      Sinemalarcom da hesabım vardı artık girmiyorum o siteye.. Teşekkür ederim paylaştığınız için..
      Selametle Özge hanım 😉

  3. vasfi says :

    filmi izledim daha net anlamak için araştırmak istedim karşıma bu gayet anlaşılır net yorumun çıktı ve filmi şimdi daha iyi anladım emeğine sağlık çok teşekkür ederim

    • senar1st says :

      Rİca ederim. Beğendiyseniz o benim için yeterli 🙂

      • 123456892 says :

        Ben seni tebrik etmek istemiyorum cünkü …….. kibirlenmeni ………….istemiyorum dogru yazmisin ama bunu bilmek yetmiyor insALLAH dogru yolda ilerlemek gerekiyor ALLAH yolunu acik etsin kardesim

  4. platick says :

    Ben bu filmi izlmedim ama çok iyi film olduğunu biliyorum.Ama ön yargılarım hala bitmedi,şu subliminal mesajlar yüzünden.Filmi izliyorsunuz karsınıza adamın başka yerleri çıkıyor.Bunun yüzünden izleyemiyorum.Merak ediyorum çokmu belli oluyor.Sonuçta müslümanım başka yerleri görmek haram dinimizde.

    • senar1st says :

      Merhaba,

      Adamın başka yerleri çıkıyor ama sadece bir kere. oda sonlara doğru. İkincisi söylediklerinde haklısın. HAram helal konularında seninle hemfikirim.Ne diyeceğimi de bilemiyorum.

  5. bünyamin says :

    Canım gayretli araştırmalarınla pek çok detay yakalamışsın tebrikler. Fakat yorumlarda fantaziye yaklaşmışsın. Neredeyse Fincher’ı müslüman yapmışsın. Filmde İslâm’ın da tasvip ettiği adil düzenle alâkalı evrensel mesajlar veriliyor, doğrudur. Ama İslam’la ve hatta tüm dinlerle çatışan fikirler de veriliyor. Cımbızlayarak ve algıda seçicilik yaparak istediğimiz yöne çekebiliriz. Mesela elin kimyasal yardımıyla yakılması sahnesinde Tyler denen zıbıdı haşa yaratıcıya sövüyor. Ardından da teslimiyetten bahsediyor. Hemen bağlamışsın İslâm’a. Oysa önceki sahnede neler dediği aşikar.
    Son olarak şunu söylemeliyim, bakış açının ve algının güzel olanları görmesinin sebebini yüreğinin güzelliğinde buluyorum….

    • senar1st says :

      Öncelikle şunu demeliyim. Canım derken?
      İkincisi de Fİncher’ ımüslüman yaptığım hangi fikirde açıkça beyan edilmiş? Dindar demiş olabilirim ya da dindar gibi mesajlar vermiş diyebilirim. Sonuçta dört tane din var kutsal kitaplar var. Bu kibir dediğimiz olay sadece Kur’an’ ı kerimde yazmıyor ki? Diğer kutsal kitaplarda da yazıyor.
      Bilginize…

      Ayrıca da elinin yandığı sahnede ne demesini beklerdin? Hepimiz öfkelendiğimiz anda İSTEM DIŞI kelimeleri ağzımızdan çıkarmıyor muyuz? Kimisi annesine kimisi yaradana sövüyor… ve saire..

      • Overn says :

        Edward Norton’un elinin yandığı sahnede Tyler bağırarak ”bizim tanrıya ihtiyacımız yok der,belki de onun sevmediği çocuklarıyız der” burda demek istediği insanların acılar karşısında çok kolay bir şekilde Allaha sırt dönmesi ve inkar etme çabasıdır, yani iyi şeylerin istedikleri şeylerin Allahtan geldiğini kabul ederler ama acı veye kötü şey oldumu Allahı suçlarlar.

    • Ayberk Özden says :

      Bence bu işin dinle alakası yok. Hepimizi yaratan kişi tek. Onların tanrılarıyla bizim allahımız farklı kişilikler mi ? Sen müslüman olarak doğmuşsun . O ise hristiyan demek istediğim tasavvuf dine bağlı değildir . Önemli olan dibe vur ölüme yaklaş ve tanrıya bağlan . Ona isyan etme , ona meydan okuma. Biz bazı şeyleri çok basitleştiriyoruz. Ha Müslüman ha hristiyan onunda bir kalbi ve aklı yok mu

      • bünyamin says :

        Konuyu açıklarken ayetlerden ve dinden bahsedilmesi üzerine İslam’la bağdaşmayan yönlerden bahsetmiştim. Şahsi görüşümce, filmde geçen ve dini öğretiler gibi algılanan olayların Fincher’ın ince zekasının bir unsuru olduğunu belirtmeye çalışmıştım. Yani konunun dinle alakalı olmadığını anlatmaya çalışmıştım. Dolayısıyla ilk cümlenizin muhatabı ben değilim.

        Sizin de belirtmeye çalıştığınız gibi, Herşeyi tek bir Yaratıcı var etmiştir. Yaratıcı olduğu kanaatinde olan İslam dışında bir çok din vardır. Fakat sizin de bildiğiniz üzre kimisi Tanrı’yı 3’lemekte, kimisi milyonlarca olduğunu iddia etmekte vesaire… Hepsinin aynı olduğunu kimse söylemez. Fakat sizin belirttiğiniz konular dinlerin ortak yönleri üzerine. Elbette dinlerin ortak yönleri, benzerlikleri mevcut. İnancı olmayan insanların yada diğer dinlere inananların da elbette kalbi ve aklı var. Fakat ölümden sonrasında yaşanacakları hesaba katarak “doğru yol”u vakit tükenmeden bulmak gerekiyor.

        Kur’an’ı okuyun, anlayın ve yaşayın. Ki kurtuluşa erenlerden olun.

  6. platick says :

    Filmin şuan 34.dakikasındayım.Sinema sahnesinden önce hemen zoomladı erkek cinsel organı gördüm artık başka nerelerde var bir öğrensekte oraları geçsem.Finalde çıkıyor sanıyordumda.

  7. sld says :

    çok iyi

  8. berkan says :

    gercekdende cok haklisiniz tebrik ediyorum sizi cok guzel bir paylasim olmus..bilgilendirdiginiz icinde tesekkur ederim gercektende dikkat edince dedikleriniz ortaya cikiyo..baska filmde baska yorumlarinizida bekliyoruz 🙂

    • senar1st says :

      Teşekkürler 🙂 BAşka filmlerle ilgili yorumlarımda var. Kategorilerden sinemayı seçerseniz oraya ulaşabilirsiniz 🙂

      Ayrıca şu ara batman rises i yorumluyorum. o da bayağı detaylı oldu.

  9. cavuna says :

    Filmi bitireli yarım saat oldu olmadı ve biter bitmez aklımdan şunu geçirdim :Bu film ne anlatmak istedi ve ben ne anladım?
    Ve biraz aklım karıştı hemen araştırmaya koyuldum ilk açtığım şeylerden biri o cinsel organ fotağrafının bir kaç sahnede çıktığını ve benim hiçbir şey farketmediğim bu benim sinirimi bozdu dedim :Neden? Neden böyle bir insanlara zincirlerinden kurtulması gerektiğini ,özgür olması gerektiğini anlatan,insanlara bu gizli ellerin oynadığı oyununu anlatmaya çalışan bu fevkalade film neden bu özellikle filmin sonundaki penisle, ikizkulleleri anımsatan bir yıkım var ? Bu hotmaili kullanmıyorum cevabı burada bekliyorum 1 hafta sonra bir daha girecem unarım bu soruya bir cevabı olan birileri vardır …

  10. Dinsiz says :

    filmde anlatılmak isteneni tam olarak anlayabildiğini düşünmüyorum.öncelikle film aralarına serpiştirilen pornografik sahneler adamın insanlığa ve güzel olan her şeye nefretini ve insanları buzlu suya sokmak cinsinden bir hareketle uyandırma çabasını gösteriyor.ana konu da kibir ve ego ile bağlantılı değil.asıl anlatılmak istenen robotlaşmış insanlar ile dolu toplulumuzda aradan sıyrılıp bizi yöneten maddi çapalarımızdan kurtulmak için yapmamız gerekenler üzerine bir inceleme.teslim olma kısmında tyler allahtan bahsetmiyor o aslında söylüyor zaten.acıdan bahsediyor.acının ne olduğunu bilmelisin hayatın boyunca unutmamalısın ki sana o ufak sorunların saçma dertlerin gereksizliğini hatırlatsın. yemek endüstrisinde ise GDOlu ürünlerden değil zengin kaymak tabakanın pisliğe batırılmasından bahsediyor.onlar zevkle çorbalarını içerken tyler kendi eğlencesini yaşayıp cesaretinin getirdiği özgürlüğün tadını çıkarıyor.araba sahnesinde ise öncelikle konuyu yine allaha bağlamışssın yeter.filmin islamla bir bağlantısı yok arkadaş.tanrıyla ilgili söylenen tek şey ise tanrının bize ilgi göstermediği bizi umursamadığı ve bu davranışından dolayı onun düzenini bozmamız gerektiği.araba sahnesinde ise öncelikle norratorun en önemli karakter olmadığını görüyoruz.emniyet kemeri konusunda ise:kitabında böyle bir durum yoktur ve olmasını tercih etmezdim.emniyet kemeri senarist veya yönetmenin eklemesidir.ayrıca kitabını okumanızı tavsiye ederim filmden çok daha güzel.

  11. mavisiirperisi says :

    Filmden etkilenmeyen yoktur sanırım.. Yazıyı yazan senar1st kullanıcı isimli arkadaş da oldukça etkilenmiş ve kendince çıkardığı anlamları paylaşmış.. Kendisi en son yorumu itibariyle görülüyor ki bir sene kadar önce uğramış buraya. Belki yazdığım bu yorumu okuyamayacak.. O nedenle ben kişisel görüşümü bu sayfaya uğrayan ve filmle ilgili soru işaretlerine cevap arayan herkese hitaben yazıyorum..
    Arkadaşlar.. Bu filmin senaryosu Chuck Palahnıuk’un aynı isimli romanından uyarlanmış. Yazar yeraltı edebiyatının günümüzdeki en iyi temsilcilerinden birisi.. Bir çok kitabını da okuyan ben, yazarın kapitalist düzeni eleştirdiğini, dünyaya ve sisteme eleştirel gözle baktığını söyleyebilirim. Sistemin çirkin yüzünü acımasızca ortaya koyan ve tokat etkisi yapan bir dili var. Dövüş Kulübü’nün sonu filmdeki gibi bitmiyor kitapta.. Kitabının okunmasını da öneriyorum.

    Gelelim filme.. Burada yorumumu yazı olarak eklemek istedim ancak bir sorun çıktığı için mümkün olamadı. O nedenle, şu linkte filmle iligli görüşüm mevcut..

    • senar1st says :

      evet, 1 seneden fazla zaman geçti. eskisi gibi yazmıyorum. heyecanım kalmadı diyelim kısaca. ama bana gönderilen yorum ve maillere bakıyorum. e-mailime bildirim geliyor.

      film hakkında şunları söyleyebilirim: filmin uyarlama olduğunu biliyorum. uyarlama senaryolar kitapla aynı olmaz. kitapta olan bazı kısımlar yönetmen tarafından değiştirilir. bu hemen hemen her uyarlamada görülür.

      link yerine içeriği kopyalayıp buraya yapıştırsanız daha iyi olur zannımca. 🙂

    • mavisiirperisi says :

      Link çıkmamış sanırım…Kopyalıyorum..

      “Dövüş Kulübü (Fight Club) Film Yorumu
      Öncelikle filmi izlememiş olanların dikkatini çekmek istiyorum. Filmin içeriği hakkında, izlemeden önce heyecanın kaçmaması açısından, bilinmemesinin iyi olacağı türden detaylar vereceğim.

      Filmden etkilenmeyen yoktur sanırım.. Kişisel görüşümü bu sayfaya uğrayan ve kaç yıl geçmiş olmasına rağmen hala filmle ilgili soru işaretlerine cevap arayan herkese hitaben yazıyorum..
      Bu filmin senaryosu Chuck Palahnıuk’un aynı isimli romanından uyarlanmış. Yazar yeraltı edebiyatının günümüzde en iyi temsilcilerinden birisi.. Bir çok kitabını da okuyan ben, yazarın dünyaya ve sisteme eleştirel gözle baktığını söyleyebilirim. Sistemin çirkin yüzünü acımasızca ortaya koyan ve tokat etkisi yapan bir dili var.

      Gelelim filme.. Kapitalist sisteme eleştiri yönelten, tüketici toplumu olmaktan çıkılması gerektiğini öğütleyen replikler var, evet.. Mutsuz ve bir nevi robotlaşmış, mutluluğu alışverişte arayan toplumun, bu düzenden bunalıp çözüm üretmesi yerine, filmi izleyip rahatlaması ve geçici bir moral sağlaması söz konusu.. Bu pasif bir eylemdir. Pasif bir eylemden kimseye zarar gelmez . Kapitalist sisteme de elbette !.. Toplumda büyük bir basınçla patlama olmaması için, zaman zaman küçük patlamaları yani küçük rahatlamaları sağlayacak bişeyler yapmak iyi bir seçenek sayılabilir..Yani film kapitalist düzene karşıymış gibi görünse de, bu düzenin tercih ettiği “pasif insan modeline” katkıda bulunmuş oluyor.
      Ve devam edelim..Narratorun (yani Jack’in) hayatını düzeltmeye cesareti ve gücü yok. O gücü hayali kimliğinde buluyor, yani Tyler’da… Hayali kimliği onun hayatını da dünyayı da değiştirmek için gereken özgüvene, cesarete ve zekaya sahip. Bunun yolunun yakıp yıkmaktan geçtiğini düşünüyor Tyler. Ve filmin sonunda kitaptakinin aksine Narrator hayatta kalıyor, Tyler ölüyor. Görevini tamamlayan kişinin görevi bitmiş oluyor. Narrator, kendi yapmak isteyip yapamadığı şeyleri Tyler sayesinde yapmış oluyor. Ama aslında Tyler diye biri yok..

      Şimdi, filmle ilgili olarak izlediğimden bu yana “bütün beğenime rağmen” eleştirel baktığım noktalardan bahsediyorum çeşitli zeminlerde. Ne var ki bunca geçen zamana rağmen hala yanlış mesajlar çıkaran, cinsel içerikli subliminal mesajlar var diyen, özellikle konuyu islamla bağdaştıran yorumlar yapan kişilerin olması, beni bu yazıyı yazmaya itti.. Her zaman görünenden fazlasının olabileceği, görünenin aslında sadece “öyle gösterilmek istenmesi sebebiyle göründüğünün” var olabileceği düşünülmeli..

      Ve verilen mesaja bakalım. Cesareti olmayan, hayatlarından bunalmış ve değiştirmek isteyen ama yeterli zekaya veya güce sahip olmadığını düşünen insanlar Tyler gibi birinin gelmesini bekleyecekler, Kendilerinin yerine, yapılmasını istediği şeyleri yapacak bir dahinin gelmesini… O mucizenin bir gün gerçek olacağını düşünecekler. Ve beklemeye devam edecekler. Ve hayatları aynı şekilde sürmeye devem edecek.

      Film ve kitap mesaj açısından önemli bir nokta olan finalleri itibariyle söylenebilir ki; aynı mesajı vermiyor. Çünkü kitapta Jack ölüyor. Böyle bir hikayenin sonunda bişey elde edemiyor olması daha realist bir yaklaşım.
      Emek değerlidir. Değil midir? Gerek kitapta gerekse filmde emekçilerin köleye benzetilmesi günümüz dünyasındaki acı bir gerçeği ortaya koymak demek. Emeğin sömürüldüğü bir sistemi eleştirmek çok normal. Tüketim toplumu olmak yerine önce insan olduğumuzu ve birey olduğumuzu hatırlamamız gerekliliği de çok doğru bir mesaj. Ama bunlar, bizi çalışmamaya, boş yaşamaya, üretmemeye teşvik etmemeli ! Bir kurtarıcının gelip her sorunu çözmesini beklemeye de !..”

  12. Mert says :

    Kardeşim benim dostum vallahi eyvallah yeminle çok sağol ağladım arkadaş resmen ağladım filmi izledim ne yalan söyliyim bu kadar detay yakalayamadım ama google’a kısa özet yaziyim dedim özetleyen açıklayan bi siteye ihtiyaç duydum ve iyi ki de burayı buldum.Film gerçekten senin ve Edward kardeşimizin de dediği gibi AYDINLATTI gerçekten çok aydınlattı,GERÇEKTEN SANA ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM MUTLU HAYATLARA İNŞALLAH.

  13. Barış says :

    Kardeşim sen mükemmelsin aydınlandın sen.sayende bizde aydınlandık bu filime ve senaristine bu filmi yapmayı düşünmüş bütün beyinlere teşekür ederiz.

  14. yakup says :

    çok hoş bir yazı yazmışsın tebrik ederim. birkaç gün önce de başka bir fight club yazısı okumuştum o da bambaşka bir açıdan bakıyordu filme. genel olarak yazısınının teması fight club ın insanlarla alay ettiği üzerine idi. sen iyi bir film olarak değerlendirirken o arkadaş ta kötü bir kötü olarak değerlendirmişti. söylemek istediğim şey bu filmin her bireyde farklı duygu ve düşüncelere kapılmalarına sebep olduğudur.
    kendi düşünceme gelirsek bende ikinizden farklı şeyler düşünüyorum film hakkında. tamam dediğin gibi film dunyevi şeylere bağlanıp kalmayın düşüncesini empoze ediyor(islamın kabul ettiği gibi). ama ben bunu sadece rastlantı olarak görüyorum. yanlış bilmiyorsam david fincher bi nihilist (hiççilik)
    maddesel olguların hepsine karşı olsada ruhani düşüncelere de karşı. bir tanrı inancı yok. adam kendi inancını filmde işlemiş

    • senar1st says :

      haklı olabilirsiniz. oturup filmi tekrar izlemek lazım. insan neye inanmak istiyorsa onu yorumlar. ben o zamanlar bayağı bir dindardım. şimdilerde değilim. david fincher’in nihilist olduğunu öğrenmemle birlikte aynı yorumu yapmazdım.
      belki başka bir zamanda yazıyı editlerim.

  15. Erhan says :

    Öncelikle merhabalar filmi yeni izledim (baya bi geç kalmışım 😦 ) çok merak ediyordum nedir bu film, herkesin ağzında bi fight club neymiş deyip izledim ilk izlediğimde -hmm aslında 8.9 gibi bi oran fazla gibi. diye düşünmedim değil sonra bir daha izleyip yorumladım ama yine yetersiz buldum neydi bu flmi bu kadar unutulmaz yapan sonra, acaba internette daha açıklayıcı bişeyler bulurmuyum deyip bu makaleye geldim baştan sona okudum ve hala şoktayım meğersem ne maazzam ne efsane ne derin bir filmmiş be, yazınız beni bu film hakkında oldukça aydınlattı çok sağolun yazılarınızın devamını dilerim.

  16. ali says :

    Filmin yönetmeninin cinsi sapık (sexomaniac) olduğu öğrenilmiştir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: