Bir Gün-One Day(2011)

Bir arkadaşımın şiddetli ısrarları sonunda izlemiş olduğum, ama çok da tatmin olamadığım bir film. Beğendim lakin ama öyle aham şaham bir film olarak görmüyorum. Yüksek beklenti içine girmemek yararınıza olur.

Film arkadaşlık teması üzerine kurulmuş. Ama bu sıradan bir arkadaşlık değil. Sevgili gibi takılan arkadaş cinsinden… Arkadaş gibi takılmalarının sebebi ise dostane ilişkilerine zarar gelmesinden korkmalarıdır. Hani şöyle olur ya: Çok samimi bir erkek/kız arkadaşınız olur. Onu çok seversiniz ama ilişki yaşamak istemezsiniz. Çünkü ilişki yaşadığınız zaman,  gün gelecek ayrılacaksınız. Bu korkudan ötürü arkadaş kalalım dersiniz. Ama benim absürt bulduğum bir şey var. Bir kız ya da bir erkek birbirlerine o kadar büyük duygularla arkadaş güzüyle bakamaz. Çünkü o duygular sizden izin almadan aşka dönüşür. İki taraftan biri bunu kesinlikle ister. Belki de platonik olur. Haliyle de filmde bunu görüyoruz. Dostluklar, aşk yüzünden bozulur.

Bu filmde de Jeux D’enfants ta olduğu gibi gurur konusu işlenmiş. İki başrol oyuncumuz birbirlerini seviyor ama guruları yüzünden başka kişilerle beraber oluyorlar. Hatta çocukları oluyor. Tıpkı Cesaretin var mı aşka filmindeki  Julien gibi.. Aradıkları şeyi başka yüzlerde arıyorlar ama bulamıyorlar. Haliyle de mutsuzluk ön plana çıkıyor.

Yaşadıkları hayat hayallerindeki hayat değil. Olmak istemedikleri kişiler olup, olmak istedikleri kişilerden vazgeçiyorlar. Daha doğrusu hayallerindeki kişiler olmaya cesaret edemiyorlar. Tıpkı günümüzdeki çoğu insanın yaptığı gibi…

Bir de şöhret konusunu ele alalım: Kahramanımız gayet zengindir. Haliyle de şımarık ve her istediğini elde eden bir karaktere sahiptir.  Günlerden bir gün dibe düştüğünde ise gerçekle karşılaşır. Aslında hayatla tanışır. Tabi dibe düşmesi(fight club filminde dediğim gibi)onu mutluluğa götürür.

Bahsetmek istediğim son konu ise olgunlaşma… Nefes aldıkça büyüyoruz. Eskiden yaptıklarımızı saçma bulup geleceğe bakıyoruz. Şimdiki yaptıklarımızı da mantıklı buluyoruz. Ama zaman geçtikçe şimdiki yaptığımız bile bize çocukça geliyor.  İnsan tecrübe ede ede büyür. Filmde de gördüğümüz gibi karakterler zaman geçtikçe olgunlaşıyor. Ama olgunlaşma dönemine esas kızımız daha önce geçiyor.  

Filmi kurgu yönünden aşkın 500 günü isimli filme benzettim. Onda da tarihler arasında geçiş vardı. Hikâye yönünden ise Jeux D’enfants(Cesaretin var mı aşka?) filmine benziyor.

En beğendiğim replik ise: “seni çok seviyorum ama senden hoşlanmıyorum.”

Sonuç olarak değişik bir film ve izleyebilirsiniz.

İyi seyirler 🙂

Fragman

Reklamlar

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,

About senar1st

Merhaba değerli okuyucular… Bloğumda hemen hemen her konuda yazı yazarım. Yolda yürürken gördüğüm bir şeyden rahatsızlık duyarsam o konuda tutar yazı yazarım.Ama genel olarak filmler üzerine kişisel yorumlarımı görürsünüz. Yorumlarım film izleyen kitleye göre yazılır. Filmleri izlemeyen okumasın. Yazmak benim için bir zevk. Bu zevkimi de kalemimi kullanarak gideriyorum. Umarım yazılarımı beğenirsiniz. Eleştirmek isteyen varsa da buyrun eleştirsin. Eleştiriye açığım :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: