Sinir Bozukluğu

Sinirli İnsan Kimdir?

Sinir hastalığı bazı kişilerde stresten ya da başka türlü sebeplerden kaynaklanan nörolojik bir hastalıktır. Sinir sistemimizi oluşturan beynimiz, beyinciğimiz, kafa sinirlerimiz ve de çevre sinirlerimizi tutmakta olan bağlantıların bozulmasından dolayı ortaya çıkan hastalıklardır.

Sinirli İnsanların Özellikleri

Sinirleri bozuk insanlar devamlı endişe içindedirler. Hayattan zevk alamama, etrafındakileri suçlama ya da sürekli kendisini suçlama, hoşnutsuzluk, isyankârlık, mutsuzluk gibi ruhsal durumları vardır. Çevrelerindeki insanlara kırıcı sözler söyleyerek kalp kırarlar. Bazen de onların üzülmemelerini  istemez ve kendilerine zarar verirler: Sorunu kendi içinde yaşar, sinirinden duvarı yumruklar, bardakları kırarlar.

Bu kişilerde gözlenen diğer bir özellik şüpheci olmalarıdır. Evden dışarı çıkarken “acaba kapıyı kilitledim mi?”, “ocağı açık mı bıraktım?” ya da ”çocuklara araba mı çarptı ki hala gelmediler”  gibi düşüncelerle zihinlerini meşgul ederler. Bu basit gibi görünen şüpheler ilerde sinir hastalığı bulgusunu ortaya çıkaracaktır; çünkü her şeyin tastamam/mükemmel olmasını isterler ve bu istekleri yerine gelmediğinde sinir hastalığına davetiye çıkarırlar.

Kendilerini sürekli kötü hissederler. Toplum arasında ezilmiş suçlanmış gibi duyguları taşırlar. Bu yüzden de içine kapanık olup, kimseyle konuşmazlar.
İnatçı kişilerdir. Kendilerine söylenen şeylerin tam zıttını yaparlar, bundan zevk duyarlar. İnatçı oldukları için öylesini isterler çünkü.   Bunun sebebi ise yakınlarına karşı küçükte olsa nefret taşırlar, çünkü onların istediklerini yapmak, taviz vermek anlamına gelir.

“Sinirli insanlar tamlaması, bunalıma özellikle duyarlı insanları belirtir. Sinirli insanlar, başka birinin önemsemeyeceği sıradan kasıtsız sözlerden çok alınırlar. Yaşantılarında karşılaştıkları sorunlar karşısında kolay tavır alamazlar; çözümsüzlük, onları daha da sinirli bir konuma sürükler.

Bazı kişiler hiçbir neden yokken, aniden değişir. Sabahları kalkmak istemez. Genel bir isteksizlik başlamıştır. En yakınlarıyla bile, birlikte olmaktan zevk almaz. Kimi zaman ise birey duygusal çöküntüden, aşırı hareketli bir döneme geçer. Anlamsız bir sürü işle uğraşmaya başlar. Uyuyacak zaman bile bulamaz Çevresindekileri şaşırtan uğraşlar edinir. Cebini aşan alışverişler yapar. Kendisini önemli olduğuna, yaşamda özel bir yeri ve görevi olduğuna inandırır. Düşünceleri, izlenemeyecek kadar büyük bir hızla değişir. Ancak kısa bir süre sonra aynı çöküntü içine düşer. Bu duruma ‘manik-depresyon’ denir.”

Sinirleri bozuk insanların karşılaşabileceği sıkıntılar

Sinirsel bozukluk yaşayan bireyler sinirli anlarında çevrelerindeki hiçbir şeyi görmez ortalığı yakıp yıkarlar. Bunun nedeni ise o anda sağlıklı düşünememeleridir. Sakinleştikleri zaman kırılan kalpleri onarmaya çalışırlar. “Kalp cama benzer, kırıldı mı yeniden birleştirmek olanaksızdır” derler. Hasta insanın özür dileme çabaları boşadır. Haliyle de daha çok üzülür, kendini yer bitirir ya da affedilmediği için daha da sinirlenip kalp kırmaya devam eder. Bu eylemi evli ve çocuklu bir kişinin yaptığını düşünürsek hayatı daha da kötüye gidebilir, eşi ondan boşanabilir. Küçücük, ufacık kıvılcımlanmış bir tartışma söndürmesi imkansız  bir yangına neden olabilir. Geriye sadece küller kalır.

Bunun haricinde kişinin beden ve fiziksel sağlığına zarar verebilir. Sinirlilik halinin devam etmesi bireylerde ülser yani mide ağrısını doğurur. Mide ağrısının ne kadar sıkıntılı olduğunu çeken kişilerden dinlemişsinizdir.

Sinirli insanların kalp krizine yakalanma olasılığı, hepimizin bildiği gibi, çok yüksektir. Amerikan Kalp Derneğinin yaptığı bir araştırmaya göre yorgunluk hissi ve sinirliliği bir arada yaşayan insanların normal insanlara göre kalp krizine yakalanma olasılığı %69 ‘a kadar çıkmaktadır.

Diğer yandan kaşları çatık sinirli bireylerin, ileriki yıllarda yüz hatlarında kırışıklıkların arttığı gözden kaçırılmamalıdır.

En önemli zararı ise sinirlilik, kişilerde intihar düşüncesini ortaya çıkarıverir. Hayatı boş bulur, hiçbir şeyden zevk almazlar.  Kişilik olarak güçsüz yapıdadırlar ve istekleri karşılanmadığı için kendi canlarına kıymak isterler.

Sinirliliğin Nedenleri

En önemli nedenlerinden birisi strestir. Günlük hayatın yorucu işleri kişiye fazla gelir ve sinirlilik başlayıverir. Öğrenciler sınav dönemlerinde sinirli olur, iş sahibi insanlar toplantı, sunum gibi özel günlerde sakinliğini koruyamayabilir. Bu durumları tüm kişiler üzerinde genellemek yanlış olacaktır. Herkesin kişilik yapısı farklı olduğu için olaylara daha farklı açıdan bakıp farklı reaksiyonları gösterirler. Bazı öğrenciler sınav döneminde stresli olurken bazıları da kaygısız, rahat olabilir.

Uyku durumu sinirliliğin nedenlerinden birisidir. Uykunun az olması bireyleri huzursuz yapar. Aynı şekilde çok uyku da sağlığa zararlıdır.

Çocukluk dönemi sorunlu olan bireylerin ileride sinirsel hastalık geçirmesi hemen hemen imkânsızdır. Alfred Adler’ in bahsettiği kişiliğin oturması çocukluk zamanında denk gelmektedir. Yani şu andaki karakter özelliklerimizin, beğenilerimizin, kanaatlerimizin oluşumu çocukluk dönemnde temellenmiştir. Haliyle de sinirli insanların çocukluk dönemleri sorunlu geçmiştir. Özellikle aileleri tarafından sevilmedikleri duygusuna kapılırlar ya da başarısız biri olduklarını düşünürler. Bu yüzden kolay kolay kendilerine güven duyamazlar. İşlerin altından kalkamayacaklarını sanıp korkarlar. Kendilerine güvensizlikleri, onları sinir bozukluklarına karşı daha da dirençsiz kılar. Sorunların art arda gelmesi, sinir bozukluğuna düşmeleri için yeterli koşulu oluşturur.

Sinir Bozukluğunun Tedavisi

Hiç şüphesiz her insanın gergin anları vardır. Bazen birçoğumuz şüphenin bezginliğin, yorgunluğun esiri oluruz. Ama kişi bunu sürekli yaşıyorsa, bu durum hayatını olumsuz etkiliyorsa önlem alınması gereken sinir bozukluğu rahatsızlığı yaşıyordur.

Öncelikle hangi tedavi yönteminin uygun olduğunu söylemem yersiz olacaktır. Herkesin hastalık derecesi ayrıdır. Doğru reçeteyi doğru hastaya vermek gerekir. Bazen uzun süreli psikoterapi gerekli olur, bazen de hastanede tek bir seans yeterli olabilir.

Sebep depresyon ve kaygı bozukluğu ise tedavinin başarılı olma oranı çok yüksektir. Bu kişilerde sinirlilik sonradan başlar ve çevre kaynaklıdır. Sinirli olduklarını asla inkar etmezler, çevrelerini üzdükleri için pişmanlık duyarlar, hatalarını telafi etmek için tedaviye yeşil ışık yakarlar. Diğer yandan hastalığı kişiliklerine bağlı olanların tedavileri de çok zordur. Bunlar hasta olduklarını kabul etmezler ya da hastalığı kabul eder ama “ben ezelden beridir böyleyim değişmem” derler.

Tedavi yöntemlerinden bir tanesi ilaç tedavisidir. Ama bu yöntem, hastalığı geçici olarak durdurur, hastalığın kaynağını yok edemez. Hastaya sadece güzel bir uyku, rahatlama hissiyatı, sakinlik verir.

Elektro şok tedavisi de tedaviler arasındadır. Bu tedavi hastalığı ileri seviyede olanlar için uygundur. Yine de en tehlikeli tedavi şekillerinden bir tanesidir. Şoktan sonra nörolojik hasarlar meydana gelebilir.

Ülkemizde psikolog ve psikiyatristlere giden insanlara “deli” gözüyle bakılmaktadır. Bu durum bireylerde toplum baskısını oluşturur. Sonuç olarak da ruh hastalıkları uzmanına gitme fikri hasta tarafından reddedilir. Diğer yandan sinirleri bozuk olan ama farkında olmayan birey kendisini ruhsal olarak sorunlu görmez. Haliyle de çevresine ve kendisine zarar vermeye devam eder. Hepimiz duyguları olan varlıklarız. Yaşantımız var, ailemiz var, acılarımız var, sorunlarımız var. Birey, hastalığı hissettiğinde hem kendi hem de çevresinin sağlığı için ruhsal bilim uzmanına görünmelidir. Çevrenin baskısından kendisini kurtarmalıdır. Hastanın göremediği çoğu şeyi psikolog ya da psikiyatrist görebilir.

İlaç almaya, tedavi olmaya maddi gücü yetmiyorsa kişisel gelişim kitaplarını okumalı, bu tarz kitaplara burun kıvırmamalıdırlar. Bu kitaplar sayesinde hastalıklarını düzeltebilirler.

En önemli tedavi yöntemi ise hasta tedaviye umutla bakmalıdır. Bunu yürekten istemeli, buna inanmalıdır. Tedaviye hayatının iyi yanlarını görmeye alışmakla başlanır. Sinirlenmekten kaçınmak, her kötü olayın iyi bir tarafı olduğunu görmeye alışmak, düzenli bir hayat sürmek gerekir. Uykusunu yaşantısını düzene oturtursa herkesin istediği o huzurlu hayata erişir.

Sağlıklı günler dilerim.

 

Reklamlar

Etiketler:, , , , , , , ,

About senar1st

Merhaba değerli okuyucular… Bloğumda hemen hemen her konuda yazı yazarım. Yolda yürürken gördüğüm bir şeyden rahatsızlık duyarsam o konuda tutar yazı yazarım.Ama genel olarak filmler üzerine kişisel yorumlarımı görürsünüz. Yorumlarım film izleyen kitleye göre yazılır. Filmleri izlemeyen okumasın. Yazmak benim için bir zevk. Bu zevkimi de kalemimi kullanarak gideriyorum. Umarım yazılarımı beğenirsiniz. Eleştirmek isteyen varsa da buyrun eleştirsin. Eleştiriye açığım :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: