Polis(Polisse,2011)

2011 Cannes Film Festivalinde ‘Jüri Özel Ödülü’ alan Fransız yapım bu film, geçen hafta 31. İstanbul Film Festivalinde gösterime girdi. Hem yönetmen, hem senarist, hem de oyuncu olarak karşımıza çıkan ‘Maiwenn’ filme farklı bir perspektifle yaklaşmış. Çocuk istismarı konusuna, dışarıdan dolaysız gözlemle bakabilmek için, fotoğrafçı rolüyle izleyiciyi final kısmındaki jenerikle şaşırtmıştır.

“Paris Çocuk Koruma Birliği(CPU) arşivindeki gerçek olaylara dayanır,” sloganıyla giriş yapan film çarpıcılığını ileriki sahnelerde göstermiştir. Mutlu bir çocuk şarkısıyla başlangıç yapıyor ama asıl konuya şarkıdan sonra geçiyor. Görüntüye babası tarafından istismara uğramış dört yaşındaki bir kız gösteriliyor. Onun anlattıklarının tesiri geçmeden, kamerada yaşlı bir amca görünüyor. Onun suçu ise torununa tecavüz etmek. Buna benzer daha bir sürü sahnede aynı şeyler konuşuluyor. Bu istismarın nedenlerine göz atmak isterim:

‘Pedofili’ yani yasal olarak çocuk ve bebek sıfatındaki küçük bireylere karşı, yetişkinler tarafından yapılan cinsel tacizdir; ama her cinsi istek pedofili değildir. Ergenlik çağına girmemiş çocuklara karşı istek duyan, yetişkinlerle ilişki kurmak istemeyen; 16 yaşından büyük bireylerdir, pedofiller. Pedofil, cinsel uyumsuzluktur. Birey, kendi yaşıtındaki yetişkinlere cinsellik konusunda söz geçiremediği için küçüklere yönelir; çünkü onlar masumdur, acizdir. Bu insanların yaptıkları savunma ise, “cinsi bölgenin temiz olmasından,”ötürü imiş. Hâlbuki bu savunma son derece saçmadır. Cinsel uyum konusundaki başarısızlığını itiraf edemez, başka nedenlerle buna kılıf bulurlar. Kimileri normal ilişki tatmin edemez. Yaşlılardan veya çocuklardan hoşlanırlar. Çünkü o, onun için yenidir, denenmemiştir; yasaktır. Yasaklar da insanlara tatlı gelir. Uzmanlara göre bu hastalığın tedavisi yoktur. Bundan kurtulmanın tek yolu, hasta olan bireyin toplumdan uzaklaştırılmasıdır. Filmde bu konuya değinilmiş, “siz ne yaparsanız yapın, bunun önüne geçemezsiniz,” mesajı verilmiştir. Bugün birini tutuklayabilirsiniz, yarın başka birini… Durdurmanın yolu yok. Benim şahsi fikrimi göre ise pedofilinin çözümü vardır. Doğuştan değil sonradan elde edilen bir hastalıktır. Kişinin yetiştiği çevre en büyük etken olmakla birlikte; tedavi yolunun ise hadım etmek, katrasyonla cinsel gücünü azaltmak değil; hasta olanın kişinin düşünce yapısının düzeltilmesinden geçer. ‘Freud’un öne sürdüğü, ‘Oedipus Karmaşası’ hastalığın ortaya çıkmasında altta yatan başka nedenlerden birisidir.

Filmde özgürlük bahanesiyle “küçük çocukların da cinsel özgürlükleri vardır,”diyip kendi öz kızına karşı cinsel tacizde bulunan kişinin mantığı çok yanlıştır. Üstelik çevresinin geniş olduğunu, tanıdıklarının onu 20 yıl mahkûmiyetten kurtaracağına inandığını söyler. Bunun üzerine polis ve sanık arasında büroda arbede çıkar. İzleyici ise şeften gelen emirle daha bi’ şok olur. Bir yetişkin kendi fikrini hür bir şekilde söyleyebilir. Buna özgürlük denir. Ama küçük yaşta, savunmasız bir bireyin kendi hür iradesini kullanması mümkün müdür? Zavallı küçük çocuğun ne suçu var? Cinsel istismara maruz kaldığında ömrü hayatı boyunca çok vahim psikolojik badireler atlatması büyük olasılıktır. Her şeye özgürlük kılıfı uydurup her istediğini yapmak bencillikten öte bir şey değildir.

Film polislerin yaşadığı drama da değinmiştir. Onların ruhsal analizleri, evlilik/bekâr hayatları çarpık bir şekilde yürümektedir. Bu kadar aşağılık olayların ardından psikolojilerini korumaları da pek mümkün sayılmaz. Evlerinde eşleriyle kavga edebilirler, eşlerinden boşanabilirler, evli bayanlara ilgi duyabilirler ve daha bir sürü şey. Hatta 14 yaşındaki bir kızın, akıllı telefonu uğruna seks yapmasına bile gülebilirler. Filmin finali çoğu izleyiciye göre zorlama olarak nitelendirilmiştir. Ben buna katılmıyorum. Çünkü Teğmen Iris Langlois camdan atladığı zaman, psikolojisi alt üst durumdaydı. Kararı duyduğunda bi’ an sevinir gibi oldu ama ekip arkadaşlarının ona kıskançlıkla, öfkeyle bakması; evlilik hayatında yaşadığı travma ve pedofili vak’alarıyla karşılaşması onu canından bezdirdi. Çünkü o, o hayattan sıkıldı.

Maiwenn fotoğrafçı gözüyle olaylara dışarıdan bakabiliyor. Karakter yapısının sessiz, içe kapanık olması yerinde olmuş. Lakin Mathieu ile duygusal yakınlık kurması onun bu başarısını gölgelemiştir. Çünkü fotoğrafçı olaya müdahale etmez, sadece çeker. O sessiz, kabuğuna çekilmiş, sanki hiç orada değilmiş gibi olan halini film boyunca korumalıydı.

Ahlak anlayışının değiştiği filmin mesajlarından başka bir tanesidir. Son zamanlarda bu pedofili durumunun artmasının asıl sebebini, 14 yaşındaki zenci kızdan duymaktayız. “Geçmişte sizler evlenmeyi beklerdiniz ve 20 yaşında ilk kez sevişirdiniz. Ama zaman değişti. O eski 14.Louis ve diğerleri geride kaldı. Şimdi hayat böyle! 15 yaşına geldiğinde sevişirsin her şeyi yaparsın! Biraz TV izle her şeyi anla ve kendini güncelle.” İnsanların ‘özgürlük ayağına’ çoğu şeyi yapması; bu kızın bunları düşünmesine, etik açıdan uygun olmayan durumlarla karşılaşmasına zemin hazırlamıştır. Her şeyin bir zamanı vardır. 15 yaşındaki bir bireyin fikri açıdan olgunlaşması pek mümkün değildir. Bireylerin zihinleri görsel medya(TV, internet) tarafından bulandırılmaktadır.

Maiwenn Müslüman diye geçinen bazı kesimlere de göndermelerde bulunmuştur. Cinsel istismara göz yuman ve bunu Kur’an’a bağlayan Müslüman(!) kişiye karşı tepkisini göstermiştir. “Bir babanın kızını evlenmeye zorladığı nerede yazıyor? Göster! Kadının çalışmasının yasak olduğu Kur’an’ın neresinde yazıyor? Kur’an saygıyı öğretir,” diyerek eleştirisini yapmıştır.

Diğer yandan yoksulluk ve fakirlik yüzünden kendi öz çocuğu Osman’ ı başka ellere veren anneyi ve Osman’ın dramını izledik. Haykırışların, hıçkırıkların çare olmadığı ve bu sebeple de Osman’ın ağlamasıyla izleyiciye hüzünlü anlar yaşatmıştır, Maiwenn. Burada dışsal etkenler söz konusudur. Yukarıdaki bahsettiğim şeyler zorda kalmadan, hür iradeyle yapılan davranışlardı. Osman’ın dramından sonra, geçtiğimiz aylarda da gündemimizde olan kürtaj konusuna değinmiştir yönetmen. Bunlar elde olmadan yapılan şeylerdir.

Tüm bunların sonunda film konusuyla toplumsal bir sorunu incelemiştir. Aldığı ödül ve adaylıklarıyla başarılı olduğunu göstermiştir. Amma velâkin böyle bir sağlam bir malzemenin çokta iyi işlenmediğini gördük. Film biraz dağınık başlıyor, serimleme başarısız, gereksiz bir sürü sahnenin olması sebebiyle süresi uzun, müzikleri etkisiz ve kurgusu aham şaham değil. Bu saydığım eksik yanlar iyi değerlendirilip kapatılsa idi film daha da başarılı olabilir, adından sıkça söz ettirebilirdi. Çünkü pedofili hastalığı, herkesin ilgilendiren bir durumdur.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Fragman:

Reklamlar

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

About senar1st

Merhaba değerli okuyucular… Bloğumda hemen hemen her konuda yazı yazarım. Yolda yürürken gördüğüm bir şeyden rahatsızlık duyarsam o konuda tutar yazı yazarım.Ama genel olarak filmler üzerine kişisel yorumlarımı görürsünüz. Yorumlarım film izleyen kitleye göre yazılır. Filmleri izlemeyen okumasın. Yazmak benim için bir zevk. Bu zevkimi de kalemimi kullanarak gideriyorum. Umarım yazılarımı beğenirsiniz. Eleştirmek isteyen varsa da buyrun eleştirsin. Eleştiriye açığım :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: